E-HA-DE fiilinin Lisânul Arab adlı Arapça sözlükten tamâmının tercümesi
E-HA-DE fiilinin Lisânul Arab adlı Arapça sözlükten tamâmının tercümesi
Yüce Allâhın adları içinde EL EHAD (TEK).
Ve O FERD (Tek başına) ki Onun birliği (vahdehu) geçip gitmedi ve Onunla berâber başka biri (âhar) var olmadı.
Ve O (ad : EL EHAD) , Onun berâberinde sayıdan anılan ne var ise onu dışlamak için binâ edildi (kuruldu).
Şöyle dersin : Bana bir TEK kişi (: hiç kimse : EHAD) gelmedi. Ve hemze (EHAD kelimesinin elif harfi) vav harfinden bedeldir (karşılıktır) (asıl harfi olan vav elif yapılmıştır). Ve Onun (EHAD kelimesinin) aslı (fiil kökü) vehad kelimesidir. Çünkü O (EHAD kelimesinin anlamı) Vahdetttendir (Birliktendir).
Ve EL EHAD (TEK) : VÂHİD (BİR OLAN : BİR) anlamındadır ve O sayının ilkidir (evvelidir).
Şöyle dersin : EHAD (BİR : TEK) ve isnâni (iki) ve EHADE AŞERA (EHADE (TEK : BİR) AŞARA (ON) = ON BİR).
Ve İHDÂ AŞRATE (İHDÂ (dişil , TEK : BİR) AŞRATE (dişil , ON) = (dişil) ON BİR).
O yücenin (Allâhın) sözüne gelince :
(112 İhlâs sûresi , âyet 1) “Kul Huvellâhu EHAD” = “De O Allâh TEK”.
Ve O (EHAD =TEK kelimesi) Allâh kelimesinden bir bedeldir (karşılıktır). Çünkü belirsiz (nekre = belirlilik takısı olan “EL” takısı olmayan kelime) belirliden (ma’rifeden = belirlilik takısı olan “EL” takısı olan kelimeden) bedel (karşılık) edilir. Yüce Allâhın dediği gibi : (96 Alak 15) “…elbet kavrayacağız (O) ALNI (EN NÂSIYETÜ)”. (NÂSİYE =ALIN kelimesinin belirlilik takısı var , yazılışı EN NÂSIYE = (O) ALIN). (96 Alak 16) “(Bir) ALIN (NÂSIYE) (ki) yalanlayan hatâ eden”. (NÂSIYE = ALIN kelimesinin belirlilik takısı yok , yazılışı NÂSIYE = ALIN).
Kisâî dedi : Elif ve Lâm harflerini (belirlilik takısı olan “el” takısını) sayıya soktuğunda , böyle olunca , o ikisini (belirlilik takısını) sayının hepsine sok , böyle olunca dersin : Etmedi (mâ fealet) on BİR (EHAD) bin dirhem (etmedi (EL EHADE aşera = on BİR) (EL Elf) bin (ED Dirhem) dirhem (kuruş)). (Yani belirlilik takısı olan “EL” takısı “on bir” = “ehade aşera” sayısının ve “bin” = “elf” sayısının başına getirilir , böylece “on bir bin” = “EL ehade aşera EL elf” olur).
Ve Basralılar o ikisini (belirlilik takısı olan “el” takısını) onun (sayının) öncesine sokarlar. Böylece derler : (mâ fealet) etmedi “EL ehade aşera elfe dirhem” = on bir bin dirhem). (yani belirlilik takısı olan “el” takısını sadece sayı cümlesi olan “on bir bin = ehade aşera elf” cümlesinin başına eklerler , böylece “EL ehade aşera elf” yaparlar).
Ve dersin : Evde EHAD (BİR TEK KİŞİ = HİÇ BİR KİMSE) yok. Ve demezsin : Onda (Evde) EHAD (BİR TEK KİŞİ = HİÇ BİR KİMSE) (var). Onların “evde EHAD (BİR TEK KİMSE) yok” sözü , işte o addır , kim için ki , muhâtab edilmesi doğru olur. Onda (EHAD kelimesinde) bir ve çoğul ve dişil ve eril eşit olur.
Ve yüce Allâh dedi : (33 ahzâb 32) “…. Değilsiniz kadınlardan (HER HANGİ) BİR TEKİ (EHAD) gibi”.
Ve dedi : (69 Hâkka 47) “Böylece yok sizden (her hangi bir) TEKİNİZDEN (EHAD) ondan (peygamberden) (cezâyı) engelleyenler”.
(EHAD kelimesi eril kelime olduğu halde , bu iki âyette kullanılan EHAD kelimeleri bayanlar , dişiler hakkında kullanıldı).
===============================================
===============================================
Ve geldiler TEKER TEKER (UHÂDE UHÂDE). Bu iki kelime dönüştürülmemiştir (masrûf değildir) (Fiil çekimi yapılmamış sâde kelimelerdir). Çünkü O ikisi Lafız ve ma’nâda berâber dengelenmişlerdir.
Bâzı Araplardan (Arap köylülerinden) hikâye edildi (nakledildi) : “Bende on (aded) var , TEKLEŞTİR (EHHID) onları” Yâni onları on BİR (EHADE aşera) yap.
Ve hadisde : O (namazda iken) teşehhüdde , bir adama dedi (İşâret etti) , TEKLEŞTİR (EHHID) , TEKLEŞTİR (EHHID).
Ve duâ konusundaki , Sa’dın hadisinde : O dedi Sa’d’a , duâsında iki parmağıyla işâret ederek : TEKLEŞTİR (EHHID) , TEKLEŞTİR (EHHID) , yâni bir parmakla işâret et , çünkü kendisine çağırdığın (duâ ettiğin) bir’dir (vâhıddir) ve O yüce Allâhdır.
EL EHAD (TEK) , günlerden bilinendir (yâni Pazar günüdür). Dersin : Pazar günü (EL EHAD) kendisinde ne varsa onunla gelip geçti (medâ). Böylece tek başınalaştırılır (ferdleştirilir) ve erilleştirilir. (Pazar günü medâ = eril , gelip geçti dendiği gibi). ((Lahyâniden alıntıdır)).
Ve çoğulu , TEKLER (ÂHÂD) ve TEKLER (UHDÂN).
Ve adam İSTE’HADE (TEK KALMAYA ÇALIŞTI : TEK KALMAYI İSTEDİ) : İnferade (tek başına kalmaya çalıştı , tek başına kalmayı istedi) (anlamındadır).
Ve bu işte mâ İSTE’HADE (TEK KALMAYA ÇALIŞMADI : TEK KALMAYI İSTEMEDİ) : Onun şuuruna varamadı (anlamındadır) , Yemen tarzı kullanıştır.
Ve UHUD Medînedeki bir dağın adıdır.
Ve İHDÂL İHÂD = TEKLERİN TEKİ (TEKLERİN (EL İHÂD , dişil , çoğul) TEKİ (İHDÂ , dişil , tekil)) : İşin belirsizinin (münkerinin , kötüsünün) büyüğüdür.
Dedi : Ukaz’da TEKLERİN TEKİNİ (İHDÂL İHÂD) eylediler (TEKLER = EL İHÂD (dişil , çoğul) , TEK = İHDÂ (dişil , tekil)).
Ve İbni Abbâsın hadisinde : Ve üzerine iki Ramazan ard arda gelen bir adamdan soruldu , böylece dedi : (İHDÂ min seb’ın) = Yedi’den (bir) TEKİ (İHDÂ , dişil , tekil). İşin o adamda şiddetlendiğini (zorlaştığını) kasdediyor. Ve onunla (sözüyle) (selam ona) peygamber Yûsufun (zamanında olan kıtlık) senelerinin (bir) TEKİNİ (İHDÂ , dişil , tekil) demek istiyor. Peygamberimiz Muhammede ve Ona salât ve selâm , Kurak (bir yıl) böylece onun hâlini (ramazanla birlikte başka bir ayda daha fakirlikten aç kalan adamın hâlini) ona (Yusuf peygamberin 7 kurak yılına) benzetti , şiddet (zorluk) konusunda veyâ yüce Allâhın , Âd kavmine , azâbı kendisinde gönderdiği , yedi geceden (biri).
Tercümân = Ali kenan Aydın
KELİMELER
=======================================
=======================================
EHAD = EL EHAD (TEK)
Yüce Allâhın adları içinde EL EHAD (TEK).
BİR TEK KİŞİ = HİÇ BİR KİMSE
BİR : TEK
EL EHADE aşera = EHADE AŞERA = ON BİR (EHADE (TEK : BİR) AŞARA (ON))
İHDÂ AŞRATE = ON BİR (İHDÂ (dişil , TEK : BİR) AŞRATE (dişil , ON)).
(112 İhlâs sûresi , âyet 1) “Kul Huvellâhu EHAD” = “De O Allâh TEK”.
on BİR (EHAD) bin dirhem
EL ehade aşera EL elf = on bir bin
“EL ehade aşera elfe dirhem” = on bir bin dirhem).
(33 ahzâb 32) “…. Değilsiniz kadınlardan (HER HANGİ) BİR TEKİ (EHAD) gibi”.
(69 Hâkka 47) “Böylece yok sizden (her hangi bir) TEKİNİZDEN (EHAD) ondan (peygamberden) (cezâyı) engelleyenler”.
(EHAD kelimesi eril kelime olduğu halde , bu iki âyette kullanılan EHAD kelimeleri bayanlar , dişiler hakkında kullanıldı).
====================================
EHAD = (TEK) BİR TEK KİŞİ = HİÇ BİR KİMSE = Pazar günü
EL EHAD (TEK) BİR TEK KİŞİ = HİÇ BİR KİMSE = Pazar günü
ÂHÂD = TEKLER çoğul
UHDÂN = TEKLER çoğul
İHDÂ = TEK , dişil , tekil
EL İHÂD TEKLER , dişil , çoğul
İHDÂL İHÂD = TEKLERİN TEKİ (TEKLERİN (EL İHÂD , dişil , çoğul) TEKİ (İHDÂ , dişil , tekil)) : İşin belirsizinin (münkerinin , kötüsünün) büyüğüdür.
Yedi’den (bir) TEKİ (İHDÂ)
UHUD Medînedeki bir dağın adıdır
UHÂDE UHÂDE = TEKER TEKER
EHHID = TEKLEŞTİR (Tek sayıya tamamla , Tek olduğunu belirt)
“Bende on (aded) var , TEKLEŞTİR (EHHID) onları” Yâni onları on BİR (EHADE aşera) yap.
Ve duâ konusundaki , Sa’dın hadisinde : O dedi Sa’d’a , duâsında iki parmağıyla işâret ederek : TEKLEŞTİR (EHHID) , TEKLEŞTİR (EHHID) , yâni bir parmakla işâret et , çünkü kendisine çağırdığın (duâ ettiğin) bir’dir (vâhıddir) ve O yüce Allâhdır.
İSTE’HADE = TEK KALMAYA ÇALIŞTI : TEK KALMAYI İSTEDİ
Tercümân = Ali kenan Aydın



Yorum Yapin